www.alperenesnafim.com
Grup Bilgisi
Kategori:
Henüz Grup Kategorisi Oluşturulmadı.
İsim:
www.alperenesnafim.com
Açıklama:
ALPEREN ESNAF , SANATKAR VE SANAYİCİLER BİRLİĞİ www.alperenesnafim.com ÖNCELİKLİ HEDEFİMİZ KENDİ ARAMIZDAKİ TİCARİ DAYANIŞMAYI SAĞLAMAK. TİCARİ VERİ BANKAMIZI OLUŞTURMAK. BU SEBEPLE GRUBA KATILACAK ARKADAŞLAR HANGİ ŞEHİRDE OLDUKLARINI VE NE İŞLE UĞRAŞTIKLARINI BELİRTEBİLİRLER. KENDİ İŞYERLERİYLE İLGİLİ HER TÜRLÜ REKLAMI http://www.bbpesnafim.com/ ve http://www.alperenesnafim.com/ YAPABİLİRLER.
Oluşturulma T.:
Perşembe, 29 Ekim 2009
Oluşturan:
Grup Tipi:
Açık
Bu Guruba Herkes Üye Olabilir ve İçeriğini Görebilir.
Özel
Bu Gruba Katılmak İsteyen yeni Üyeler Onay Gerektirmektedir. Herkes Grubun Açıklamasına Görüntüleyebilir. Sadece grup Üyeleri Grup İçeriğini Görüntüleme İznine Sahiptir.

Duyurular

ŞAHLANIŞ PROJESİ : İslam Birliği (İttihad-ı İslam); en küçüğünden en büyüğüne, en basitinden en karmaşığına, en alt derecesinden en yüksek mertebesine kadar müslümanların birleşmesi, birbirlerine yardım etmeleri, danışma ve dayanışma içinde olmaları, düşmana karşı yekvücut olmaları demektir. Üç müslümanın bir araya gelmesi de, topyekûn İslam âleminin de (inşallah) bir ve beraber olması da İslam Birliği’dir. İslam Birliği gönül birliğidir, fikir birliğidir, şekil birliğidir; gönül birliğinin fikir birliğine dönüşmesiyle şekil birliğinin de sağlanması idealidir. Müslüman, bağımsız ve özgür olmadan asla yaşayamaz; bağımsızlığın şartı da birliktir, zilletten kurtulmanın yolu da birlikten geçer. Birlik içinde olmak, birliği korumak, birlik kurmak, birliğe ulaşmak; TÜRK-İSLAM BİRLİĞİ sevdalıları www.bbpesnafim.com ile artık ticarette de birlik olma zamanı gelmiştir.

 

 

 

 
DAVAMIZIN İSTENİLEN NOKTAYA GELEBİLMESİ İÇİN, BİZLERE DESTEK OLURMUSUNUZ.
 
wwwalperenesnafim.com web sayfasını kurmamızda ki yegâne nedenlerden biri davamıza gönül vermiş esnaflarımızı bir araya getirerek esnaflarımız arasında ki ticari döngüyü sağlamak ve esnaflarımızın kalkınmasına yardımcı olmaktır.
 
wwwalperenesnafim.com sadece esnaflarımız için değil, parti ve alperen ocak teşkilatlarımızın da kalkınmasını sağlayacaktır, ayrıca davamıza gönül vermiş halkımızın da esnaflarımızdan alış veriş yapmalarını sağlayarak, harcamalarını davamız içinde bulunan esnaflarımıza yönlendirmektir.
 
wwwalperenesnafim.com web sayfası arayıcılığı ile esnaflarımız ile ticari alış veriş yapan halkımıza indirim uygulamasını sağlayarak halkımızın da kazanmasını yardımcı olmaktır.
 
Peki, wwwalperenesnafim.com parti ve alperen ocak teşkilatlarımıza nasıl bir fayda sağlayacaktır
 
Parti ve ocak teşkilatlarımız, bizlere reklâm almamızda yardımcı olurlarsa, www.alperenesnafim.com olarak bizlere reklâm getiren il, ilçe ve belde teşkilatlarımızın getirdikleri reklâmlardan elde edilen gelirlerin % 50 si kendilerine takdim edilecektir,
 
NOT: Parti ve ocaklarımızdan gelen talepler doğrultusunda sitemize getirecekleri reklâm adetlerinde sayı oranı olmaksızın, getirdikleri reklâmlar oranında kendilerine ödeme yapılacaktır,
 
 İl teşkilatlarımız, İlçe teşkilatlarımız ve Belde teşkilatlarımız wwwalperenesnafim.com sitemiz için esnaflarımdan aldıkları reklâmları getirdiklerinde, reklâm gelirlerinin % 50 si bizlere reklâm almamızda yardımcı olan teşkilatlarımıza, % 20 si MUHSİN YAZICIOĞLU GÖNÜLDE BİRLİK vakfımıza  verilecektir.
 
wwwalperenesnafim.com sitemize reklam veren esnaflarımızın reklamları ayrıca hiçbir ek ücret alınmadan www.bbpesnafim.com sitemizde de bir yıl boyunca ücretsiz olarak yayınlanacaktır.
 
Parti ve Ocak teşkilatlarımız reklâmları sadece bulundukları ilçe ve beldeden bulmak zorunda değillerdir, Türkiye’nin ve Dünyanın her yerinden reklâm alabilirler.
 
Ayrıca şunu da belirtmek isteriz ki, parti ve ocaklarımızın sitemize üye olan bu reklâm sahipleri senelik üyeliklerini yeniledikleri her sene için parti ve ocaklarımızın yeni reklâm getirmelerine gerek kalmaksızın, yukarıda belirttiğimiz meblağlar ( günün şartlarına göre ) aynı şekilde teşkilatlarımıza takdim edilmeye devam edecektir.
 
Bu projenin ana hedefi birlik ve beraberliğimizi pekiştirmek, ŞEHİD LİDERİMİZİN bizlere emanet bıraktığı davayı layık olduğu yere getirmektir, hepimizce de malumdur ki, bu zaman da parasız siyaset asla yapılamamaktadır, bizler hedefimize ulaşmak gayesiyle yanlış yollara sapmadan, kimseye boyun eğmeden, ŞEHİD LİDERİMİZ gibi dimdik durarak, davamıza gönül vermiş arkadaşlarımızla birlikteliğimizi sağlayarak güçlerimizi birleştirmek  zorundayız.
 
Böyle büyük bir projenin hayata geçmesi elbette ki zaman alacaktır, bizler kalpten inanıyoruz ki bu proje ALLAHIN izni ile İNŞALLAH BÜYÜK BİRLİĞİN ve OCAKLARIMIZIN şahlanışı olacaktır, buna sizlerinde kalpten inanmasını isteriz, inanmak başarmanın yarısıdır, haydi alperenler ŞEHİD LİDERİMİZİN emaneti ADRİYATİKTEN ÇİN SEDDİNE kadar olan TÜRK-İSLAM BİRLİĞİNİ kurmak için ŞİMDİ BÜYÜK BİRLİK OLMA  ZAMANIDIR,
 
NOT: SENELİK REKLÂM BEDELİ 60 TL
 
SAYGILARIMIZLA
 
SELAM ve DUA ile ALLAHIMA emanet olun
 
 
 
İRTİBAT TEL:    0533 923 58 58 --- 0555 982 17 39
 
                                                                                               
 
                                                                                                      www.alperenesnafim.com   
 
                                                                                                         Muhammer YİĞİT
Cuma, 30 Ekim 2009 Tarafından www.bbpesnafim.com
Cuma, 30 Ekim 2009 Tarafından www.bbpesnafim.com
Cuma, 30 Ekim 2009 Tarafından www.bbpesnafim.com
Cuma, 30 Ekim 2009 Tarafından www.bbpesnafim.com
Cuma, 30 Ekim 2009 Tarafından www.bbpesnafim.com
Cuma, 30 Ekim 2009 Tarafından www.bbpesnafim.com
Cuma, 30 Ekim 2009 Tarafından www.bbpesnafim.com
Cuma, 30 Ekim 2009 Tarafından www.bbpesnafim.com

Tartışmalar

Henüz Tartışma Eklenmedi.

Duvar Yazıları

www.bbpesnafim.com , 2009-10-29 20:39:56
www.bbpesnafim.com
Türk-İslam Birliği, bir sevgi birliğidir, muhabbet birliğidir, gönül birliğidir. Bu birliğin temeli, sevgi, fedakarlık, yardımseverlik, merhamet, hoşgörü, anlayış ve uzlaşıdır. Ayrıca insana saygı, sanatta, bilimde ve teknolojide en yüksek noktaya ulaşmak birliğin hedefidir. Birliğin kurulmasıyla, sadece Türk toplumları ve Müslümanlar değil, tüm dünya aydınlığa kavuşacaktır. Türk-İslam Birliği tahakküm edici, zorlaştırıcı, bürokratik bir birlik olmayacaktır. "Herkes bize tabi olsun, geri kalanlar da köle gibi olsun" anlamında ezmeye dayalı bir birlik değildir. Düşmanlık yapmak, intikam almak veya bir tehdit unsuru olmak için değil, dünyada barışın tesisi için var olacaktır. Bu bir birlik vesilesiyle her dinin mensubu dilediğince ibadetini yapabilecek, kendi dinince kutsal sayılan her yeri ziyaret edebilecek, malı, canı, namus ve şerefi Türk-İslam Birliği'nin güvencesinde olacaktır. Bu birlik altında inanmayanlar ve dinsizler de huzur içinde yaşayacaklar, fikirlerini diledikleri gibi ifade edeceklerdir. Türk İslam Birliğinin kurulmasıyla, Amerika, Avrupa, Çin, Rusya, İsrail kısaca tüm dünya rahatlayacaktır. Terör sorunu son bulacak, hammadde kaynaklarına ulaşım garanti altına alınacak, ekonomik ve sosyal düzen korunacak, kültürel çatışma tamamen ortadan kalkacaktır. Amerika askerlerini topraklarından binlerce kilometre uzağa göndermek zorunda kalmayacak, İsrail duvarlar arkasında yaşamayacak, Avrupa Birliği ülkeleri ekonomik herhangi bir engelle karşılaşmayacak, Rusya güvenlik endişesi duymayacak, Çin hammadde sıkıntısı çekmeyecektir. Sadece Türk-İslam coğrafyasına değil, tüm dünyaya aydınlık getirecek bu birliğin tesisi için vicdan ve sağduyu sahiplerinin itttifakı önemlidir. Türk-İslam dünyası bu gelişmeyi büyük bir şevk ve heyecanla beklemektedir. Atılan her adım coşkuyla karşılanacaktır.
 
www.bbpesnafim.com , 2009-10-29 20:26:38
www.bbpesnafim.com
( ÂLEM'E NİZAM VERMEK ÜLKÜSÜ ) Nizam; intizam ve düzen demektir. Her şeyden öte Allah adalet sahibi, dolayısıyla adaletinin hükmünü kullar üzerinde görmenin adıdır nizam. Nizam-a ilk başkaldırış şeytanın Allah’a (c.c.) karşı gelerek; “Ben ateşten, Âdem ise topraktan yaratılmıştır. Onun için secde etmem’’ itirazıyla başlamış. Bu itiraz sesi şeytanın dergâh-ı ilahiden kovulmasına yetmiştir zaten. İblis bununla da yetinmemiş, cennetten Âdem (a.s.)’ın yeryüzüne inmesine de vesile olmuş. Yeryüzüne inen Âdem ile Havva anamızdan dünyaya gelen Habil ve Kabil kardeşler insanlığa numune-i imtisal bakımdan iki kutbun sembolü oldular. Habil nizamın Kabil ise bozgunculuğun temsilcisi. İşte nizam ile nizamsızlık kavgası bu şekilde iki oğul arasında başlamış ve günümüze kadar süregelmiştir. Bütün Peygamberler nizam kavgası vermiş ve bu uğurda nice zulümlerle maruz kalmışlardır. Peygamberlik makamı beşeriyetin üstünde bir mevki olmasına rağmen en çok çileyi çeken¬lerde yine peygamberlerdir. Hz. Nuh (a.s.)’ın kavmi ile nizam mücadelesi, dayanılmaz bir doruğa ulaşınca; “Tufan’’ kaçınılmaz olmuştu. Hz. Nuh’un oğlu Kenan, nizama başkaldırınca gemiye binip kurtuluşa erenlerden olamadı. Demek ki; bir insan Hz. Nuh (a.s.)’ın oğlu da olsa Allah’a inanmadığı müd¬detçe fayda vermiyor. Kurtuluş iman iledir çünkü. Peygamberler vahyin öncüleri ve aynı zamanda bulundukları âlem’de nizam-ı tesis için vazifeli elçilerdir. Nemrud saltanatının ilk yıllarında adalet sahibiydi. Fakat sonraları şeytanın vesveselerine kapılıp tanrılığını ilan etti. Hatta bir kısım insanlar Allah’a kulluğu bırakarak Nemrud’a tapmaya başladılar bile. Müneccimler: — Yakında bir kimse dünyaya gelecek putlara ve saltanatına son verecek, dediler. Nemrut hemen harekete geçerek: — Bundan sonra hiç kimse eşiyle ilişkiye girmeyecek, bugünden itibaren doğacak çocuklar öldürülecek emrini verdi. Gerçekten de yaklaşık yüz bini bulan masum çocuk katledildi. Müneccimlerin söz konusu kişinin ana rahmine düşmesinin filan gece olacak demesi, Nemrut’u iyice içgillendirmişti. İşi sağlama almak bakımdan erkekleri şehrin dışına sürgün etti. Bununla da kalmayıp şehrin sınırlarına nöbetçiler yerleştirdi. Böylece kendince erkeklerin şehrin içine, kadınların da şehir dışına çıkmasını önleyici tedbirlerini almış oldu. Tüm bu tedbirlere rağmen, İbrahim’in annesi daha önce Taruh‘dan hamile kalmıştı oysa. İşte Müneccimlerin geleceğini bildirdiği İbrahim (a.s) bu elim şartlarda mağarada böyle büyüdü. O büyüdükçe Nemrutun Kurulu düzenini sarsmaya başladı da. Nitekim İbrahim (a.s.)’ın iman gücünü görmezden gelen Nemrut, O’nu ateşe atarak muradına ereceğini sandı. O öyle sansın, ateşin içinde bile iman gücünü gören bozguncu güruhlar şaşkına döndüler. Çünkü Allah’ı Azimüşşan, dostu olan İbrahim (a.s.)’a ateşi serin kılmıştı. Ateş ol emrin etkisinden gül bahçesine, yani: “Ey ateş! Serin ve selametli ol.“ (Enbiya 69)emrine boyun bükerek nizama dönüşüverdi. Gül nizam-ı âlemin, ateş ise hertürlü fitne ve bozgunculuğun simgesidir zaten. Hz. Musa (a.s.) ile Firavun arasındaki nizam kavgasından alınması gereken birçok dersler var. Mısır’ın alışılmış düzenini bir anda allak bullak edecek Nizam-ı âlem öncüsü Hz. Musa (a.s.) ve inananlar hicret ettiklerinde dev sular bile yol vererek, adeta selama durmuşlardır. Aynı dalgalar çılgınca Firavun ve ordusuna ise mezar oluverdi. Su kimine ab-ı hayat kimine de Tisunuma felaketi değil miydi zaten? Hatemül Enbiya, yani en son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.)’dır. O aslında hem son, hem de sonun başlangıcı. Kâinat O’nun yüzü-suyu hürmetine yaratılmıştır. Kâinat yaratılmadan O’nun nuru ile şenlenmiş. Hakeza ‘’Ey Habipim! Sen olmasaydın, sen olmasaydın, sen olmasaydın bunca Felekleri yaratmazdım’’ buyruğunda tanım¬lanan Peygamberdir O. Kelimenin tam anlamıyla bütün Enbiyanın reisi ve ümmetin kurtuluş nizamını tesis eden en büyük rehber o’dur. Hadis-i Şerifte beyan edilen, ‘’Ben en güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim’’ sözü Nizam-ı âlem’in ilk nüvesi mesabesinde olan ahlak-ı hamidiye biricik temel öğedir bu yüzden. İlk oku emriyle üstlendiği âleme nizam vermeye yönelik diye tarif edilen Nizam-ı âlem davası, küfrün başına inen ilk hamledir. Vahyin Peygamber üzerinde meydana getirdiği ağır yük annemize inci misali yansıması mübarek dilinden tane tane dökülen: ‘’Ey Hatice üzerimi ört’’ dedittirebilmiştir. Örtülere bürünen Fahri Kâinat Efendimiz, örtünün altında zıngır zıngır titremelerin ardından gelen emri ilahiye ile mübarek başını dışarı çı¬kararak, Allah’ın ahkâmını yeryüzüne yaymak için İlay’ı Kelimetullah (Allah adını yüceltmek) davasının ilk tebliğini zevcesine yapmıştır. Ardından Hz.Ebubekir, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Ömer ve derken on binleri bulan İlay’ı Kelimetullah için Nizam-ı âlem kervanı yola koyuldular. Ancak âleme nizam verme davasının karşısında adeta etten duvar örmüştü müşrikler. İ’lây-ı Kelimetullah için Nizam-ı âlem davasının gerçekleşmesi hiçte kolay olmadı. Hor görüldüler ama çiçek gibi açıldılar. İşkencelere tabi tutuldular ama yılmadan, usanmadan zafere koştular, sonunda zafer inananların oldu. Bedir, Uhud ve Hendek savaşları bunun en belirgin tipik misalleridir. Mekke’nin Fethi muştudur, hatta gönüllerde esen mutluluk rüzgârıdır. İşte Âleme nizam verme davası, Fahri Kâinat Efendimiz (s.a.v.)’in öncülüğünde ‘’Çöle İnen Nur’’ şeklinde böyle tecelli etti. Veda Hutbesi’nin ardından Sahabe, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’i ebedi yolculuğuna uğurladıktan sonra, meşaleyi Ebu Bekir Sıddık (r.a.) devraldı. Âleme nizam verme meşalesi, Ebu Bekir Sıddık (r.a.)’in elinde sıddıkîyet makamının doruğuna ulaştı. Yalan, dolan ve talan hertürlü şeytanı düzenlerin işi. Sıddikiyet denilen doğruluk ise adaletin ve nizamın süsüdür. Sıddık-ı Ekber de dar-ı bekaya iltihak edince bayrağı Hz. Ömer-ül Faruk (r.a.) devraldı. Adaletin mümessili olan Hz. Ömer (r.a.) sırtında un çuvalı ile Halifeliğin ‘’Hadimiyet’’ten geçtiğini ispatlarcasına yoksulların imdadına koşması İslâm’ın daha da büyümesine vesile oldu. Aynı zamanda Nizam-ı âlemin parlayan adalet güneşi olan en büyük Emirü’l Mümindir O. Hz. Ömer (r.a.)’den sonra Âlem’e nizam verme misyonunu Hz.Osman (r.a.) devraldı. Peygamberimizin damadı olan Hz. Os¬man (r.a.) hilm ve yumuşaklığı gibi meziyetlerle ‘’Zinnureyn’’ ünvanına(çifte nur sahibi) layık görülmüştü. Ne var ki devrinde birçok fitne hareketlerinin doruğa ulaşmasıyla birlikte, âlem’e nizam verme davası sekteye uğramış ve karşı duruş diyebileceğimiz fitne odaklarının gayri nizami harekete geçtiklerine şahit oluyoruz. Malum olduğu üzere Hz. Osman (r.a.) İbn-i Sebe Yahudi dönmesinin fitne eylemleri sonucu şehit oldu ve nizam-ı âlem büyük bir yara aldı böylece. Hz. Osman (r.a.)’ın şehit olmasından sonra, Âleme nizam verme karşıtı fitne odakları eylemlerine devam ettiler, gayri nizam uğruna hiçbir zaman boş durmadılar. Nizam-ı Âlem davasını Hz. Ali(k.v.) devraldıktan sonra kavgalar daha da değişik boyutlarda başgösterdi. Peygamberimiz (s.a.v.); ‘’Ben Kuran’ın tenzili üzerine, sen ise tevili üzerine savaşacaksın’’ dediği mucizevî olay, Hz. Ali(k.v.)’in hayatı boyunca hep yaşandı. İlim beldesi Hz. Ali(k.v.),nüzul olan ayetlerin doğru tanımlanması ve anlaşılması için mücadele verdi hep. Kur’an ayetlerinin ne anlama geldiğini araştırmadan kendi vehimlerine göre sloganlaştıran Hariciler ise tarihte birçok kanlı eylemler gerçekleştirdiler sürekli. Harici eylemlerine karşı Hz.Ali (k.v.) ilim ve hikmetle cevap vermeye çalışsa da söz dinlemediler. Sonuçta sahabe içinde yaşanan bu kanlı kavganın özünde ‘’tenzil ve tevil’’ olayı en büyük etkendir. Hâsılı; Peygamberimiz (s.a.v.) Kuran’ın tenzili üzerine mücadele verdi, Hz. Ali (k.v.) ise tevili uğruna. Tenzil ve tevil her ikiside vahiy kaynaklıdır. Elbette ki hikmetinden sual olunmaz ama, belli ki ötelerden böyle arzu edilmiş. Böylece içerisinde bin bir hikmet gizli bir durum yaşadı tüm cümle âlem. Bu âlemlere inen rahmet bayrağı çileli de olsa elden ele devam edebildi. Sahabeden sonra bayrağı tabiin devraldı. Tabiin’in ulularından Hz.Hasan-ı Basri (r.a.) âleme nizam verme duygusunun mana ve ruhunu yansıtması bakımından Piri sayılır. Öyle ki; Hasan-ı Basri; ‘’Benim zannımı, Dicle kenarında bir ana ile oğul düzeltti’’ diyecek kadar hüsn-ü zan örneği vermiş ve derken Allah’a giden yolun hüsn-ü zan¬dan geçtiğini göstermiştir. Hüsnü zanlık nizamın ruhunu yansıtır zaten. Âleme nizam verme davasının bayraktarlığı Türk’ün eline geçince bu dava daha da âleme yelpaze açıyor. İslâmiyeti Malazgirt Zaferi ile Anadolu’ya taşıyan Alparslan, ‘’Biz bidat nedir bilmeyen temiz Müslümanlarız’’ diyerek Romen Diojen’i dize getirmiştir. Selçuklu, coğrafyasında Nizam-ı Âlem davası vatanlaşarak İslâmiyete renk katmıştır. Ne var ki; Moğol kasırgası bu Nizam-ı âlem meşalesine büyük bir darbe vurmuş ve Selçuklu devletinin varlığına son verilmiştir. Moğol kasırgasından dolayı Anadolu uçlarına yerleşen Türkmenler, şeyhler, dervişler, alperenler sınır uçlarına yerleşerek Ertuğrul Gazi’nin açtığı bayrağın altında yeniden ümit vermeye başlamışlar. Ertuğrul Gazi’nin etrafında birleşen bu güçler sayesinde o müthiş ulu çınar Osmanlı doğuyor tarih sahnesine. Söğüt’te kurulan Osmanlı otağı kuruluşda henüz yolun başında bir kıvılcımdı sadece. Bu kıvılcım Osman Gazi ve Şeyh Edebali elinde alevlenerek ileride cihanşumül bir devlete dönüşür. Kuruluşumuzdaki heyacan, aşk, sevgi ve İlay’ı kelimetullah için Nizam-ı âlem duygusu üç kıtaya hükmeden cihangir bir devleti vücuda getirdi. Nizam-ı âlem ülküsü Fatih’in İstanbul’u fethetmesiyle doruğa ulaşır. Yükselişimizdeki ruh, tamamen Nizam-ı âlem ülküsüdür. Öyle ki; bu ülkü Osmanlı’nın elinde âleme nizam götürme davası şeklinde sembolleşti. Gerçekten de ecdadımız, fethettiği yerlere gözyaşı, kan, zulüm götürmedi, bilakis medeniyet ve adalet götürerek âleme büyük bir “Nizam’’ dersi verdiler. Eğer zülum üzerine kurulu bir devlet olsaydık, altıyüz sene gibi uzun süre ayakta durabilir miydik hiç? Medeniyet olarak dünyaya ilk damgasını vuran tek ülke Osmanlı olsa gerektir. Osmanlı sayesinde âleme nizam verme davası uygarlaşmıştır. Ne yazık ki; bu misyonumuz zaman içerisinde eriyince, düşüş kaçınılmaz oldu. Yükselişimizdeki anlayışla, düşüşümüzdeki anlayiş farkı “Devlet ebed müddet” ülküsünü bertaraf etmiştir maalesef. Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye derken âlem’e nizam verme davası günümüze kadar uzanmış ve kıyamete kadar da devam edecek tek ülküdür, bu uğurda dün olduğu gibi bugün de ümit kalelerimiz olacak elbet. Velhasıl İ’lây-ı Kelimetullah için Nizam-ı âlem biricik ülkümüz olmalı. Vesselam.
 
www.bbpesnafim.com , 2009-10-29 20:25:00
www.bbpesnafim.com
(....ALPEREN KİME DENİR.... ) Alp", eski Türklerde kahraman, bahadır, yiğit sıfatlarını ifade eden bir isimdir. Eren", ermiş, erişmiş, iyi yetişmiş, vasıl olmuş demektir ,Alperen gayba inanan adamdır. Herşeyi Allah’ın işi olarak yorumlar, o sebeble her işte hayır bulur. "Mevlâ görelim neyler. Neylerse güzel eyler." onun için tek gerçektir. Nefsine arsa yapıp, onun üzerine Allah sevgisi, insan sevgisi, vatan sevgisi binalarını ihtişamla inşa eden, kanatlarını geniş ufuklara açtığı için geniş manzarada kimseyi bıktırıp usandırmayan "İnsan-ı Kâmil"dir Alperen, dünyanın sufliliklerinden arınmış, nefsini boğazlamış, başkalarının görüş sınırlarını aşmış, ”dünyaya gelişin hüner ” olmadığını kavramış, mutlaka bir ulvi iddiası, zirvede ise aşkı olan adamdır ,Alperen; eşref-i mahlukat olarak Allah’a kulluk ve ibadet için varolduğuna inanır ,Alperen; bu gaye içinde kendi benliğini gayesine teslim etmiş ve gayesi içinde erimiş insandır ,Alperen; kalbi diliyle, dili de kalbiyle beraber olan, sözü işine uyan kişidir IAlperen; "Ben ancak güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim." buyuran Peygamber Efendimiz’in hayatını örnek alarak, zevki ve saadeti O’nun yaşadığı güzel ahlâkta bulan insandır. Alperen; kula kulluğu reddeden, kuvvet karşısında boyun eğmeyen, Hakk yolundan dönmeyen insandır. Alperen; Hz. Ebu Bekir (ra) gibi adil, Hz. Osman (ra) gibi nezaket ve ilim sahibi, Hz. Ali (ra) gibi cesur insandır. Alperen; çağın getirmiş olduğu problemlere İslâm’ın değeryargılarıyla çelişmeyen önlemler bulan insandır. Alperen; paranın hükmettiği insan değil, paraya hükmeden insandır.